Gölge Adam



Görüş 08 Ekim 2013 18:22

ENTERNASYONEL ÇIĞLIKLAR


Bundan çok değil birkaç hafta önce Enternasyonel yarışlara ev sahipliği yaptık. Son yıllardaki gelenek değişmedi yine yabancı safkanlar tarafından sürklase edildik. Bu konu hakkında değil yazacaklarım, bu yarışlardan sonra verilen tepkilerle ilgili aslında…

Neredeyse yarışcılıkla ilgili bütün sitelerde; ‘’Nerede yanlış yapıyoruz’’ temalı yazılar yayınlandı yine, son yıllarda sürekli olduğu gibi…
Seyisten, antrenöre, çiftliklerden, damızlıklara kadar suçlu aradık. Ama insanların bunları söylerken geçmişi unutması ilginç geliyor. Yabancı atlarla yürek yüreğe çarpışan, hatta çoğu zaman üstünlük sağlayan Sabırlı, Ribella, Grand Ekinoks, Inspector ve daha nice safkan Coolmore’da mı yetişmişti ? Hepsi Galileo, Dansili, Montjeu yavrusu muydu ? Seyisleri üniversite mezunuydu, 4 dil mi biliyordu ? Antrenörleri Aidan O’Brien mıydı ? Tabiî ki de hayır. Neredeyse hepsi aynıydı. Değişen en önemli şey, TJK’daki yönetimlerin saçma sapan kararları ve at sahiplerinin yoldan geçen bir adam gibi atçılık yapması aslında…

Pistlerin bakımını yapmaya yetersiz, yarış programı oluşumundan bihaber TJK yönetimi sorumluların başındadır. Uzun mesafeye yatkın bir ikili tayı olan bir adam ya 1600-1700 maidenleri koşacak ya da Çaldıran ve Sakarya. Stayer bir tayın varsa; ya çok kötü ya da G1 atı olacak ortası yok. Yarış programı ile yazılacak çok şey var ama başınızı bununla ağrıtmak istemiyorum. Asıl konuşmak istediğim, at sahipleri ve yaptıkları…

Bu rezaletin sebebi at çıkaramamamız değil, çıkardığımız atları yanlış koşup yarış hayatlarını bitirmemiz diye düşünüyorum. Özdemir Atman, Sadık Eliyeşil, Cemal Kura gibi atçılık bilgisi olan at sahiplerimiz yok artık maalesef. Bu süreçte Maracaibo, Bekmezbey, Anatoly, Şeker Remziye, İnvincible Girl, Hakkar, Invincible Son, Miramis gibi isimler sağlıklı ve formda olsa bu tablo kesinlikle böyle olmazdı diye düşünüyorum.

Cape Cross tayını ikiliyken eksik olduğu mesafelerde 7 yarış koşan, sezonu çok erken bir zamanda açıp harika bir iki yaş dönemi yaşayan Tapit Girl’ü İzmir’in balçık çiminde kışın da koşan, Talip Han’ı daha üçlüyken büyüklerle, hatta yabancılarla 2 ay içinde 4 yarış koşan Talip Öztürk ekürisi;

Aydemirhan gibi efsane olabilecek atı, sirk atı gibi o hipodromdan bu hipodroma, kum pistten çim piste, uzundan kısaya koşup bitiren Ayhan Giray ekürisi;

Neredeyse her koştuğu Başbakanlık’ta sakatlanan İnvincible Son’u ısrarla her sene yine aynı koşuyu koşan, televizyon programında ‘’ İmkanınız olsa Invincible Girl’ü yine Gazi koşarmıydınız ?’’ sorusuna yine evet diyen Arif Kurtel Bey’in ekürisi;

Kaneko ve Luxor gibi iki harika aygır bulmalarına rağmen kısrak kadrolarında en ufak revizyon yapmayan Kitapçı ve Alkan ekürileri;

Manila’nın en büyük aygır olma potansiyeline sahip oğlunun sahada kalması için elinden geleni yapan Atman ekürisi;

1601 metreden sonra her mesafede eksik olduğunu daha Kısrak Koşusu’nda belli eden safkanı ısrarla Gazi koşan Şeker ekürisi;

Hepiniz bu tablonun mimarısınız…

Bu olayların üstüne de Marmara Koşusu dururken White Ram’i TJK’da koşan Akkoç ekürisinin çabaları da hiç fena değil. Avrupa’nın kalbur üstü safkanları ile kafa burun koşan safkanın neden 2400 metre koşulduğunu anlamak güç, üstelik Marmara gibi bir alternatif varken.

Frankel’i derby koşmayan Juddmonte, Black Caviar’ı 1401 metre bile koşmayan, Stayerleri olabildiğince 2000 metre bile koşmayanlar bu işte anlamıyor herhalde.
Sosyal ağlarda en ufak eleştirilere bile ‘’ At sahibinden daha mı iyi bileceksiniz ‘’ diyen kişiler gibi olamıyoruz biz. Kimseye atını nasıl koşacağını söylemek haddimize değil. Ama yanlış olduğunu düşündüğümüz şeyleri de hakaret etmeden ve yanlış üslup kullanmadıkça söylemeye hakkımız olduğunu düşünüyorum.

Çünkü onlar ülke içinde birbirlerini geçip milyonlar kazanırken, biz her enternasyonel yarış dönemi buruk gözlerle yarış izleyip eve dönmek istemiyoruz. Bu sadece şahsi fikirlerimizdir, kimseye en ufak saygısızlık yapmadan içimizi döktük diyelim.
Tüm safkanlarımızın ayakları düz bassın. Longchamp’ta, Ascot’ta, Newmarket’de, Meydan’da, Curragh’da kupa kazanan bir türk safkanımız olur bir gün umarım.

SAYGILARIMLA !


 

Yorumlar

İlgili içerik hakkında yorum girebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye girişi     Üye Ol

Bombacı.Mülayim

Tahmin başarısı : 23.973,77 SAΩ

31 Ekim 2013 14:10

gerçekten olayın bam teline dokunmuşsunuz tebrik ederim. kendi adıma bir ekleme de ben yapmak isterim, eminim sizde farkındasınızdır taylarımız 2 ve 3 yaşlı dönemde çok başarılı iken 4 yaş ve sonrasında koşacak mecalleri kalmıyor bir yandan at sahipleri fırsat buldukları her yarışa atlayıp ayda 3 defa at koştururken diğer yanda jokeylerimiz kazanma hırsıyla sayısız kamçı darbesiyle atların canına okuyor bu durum böyle devam ettikçe biraz zor kupa kazanan safkanımızın çıkması.

BOMBERGIRL

Tahmin başarısı : 5.593,23 SAΩ

09 Ekim 2013 11:09

...Tabii ki ülkemiz bulunduğu konum ve iklim şartları dolayısıyla at yetiştirmeye pek uygun görünmeyebilir. Yetiştiricilik yapılan yerlere baktığımızda genel olarak çorak ve verimsiz arazilerde yapıldığını görebiliriz. Bir İngiltere, bir İrlanda gibi değiliz sonuç olarak. Olmayı da beklemiyoruz tabii ki. Ancak eldeki imkanlar doğrultusunda bundan çok daha iyilerinin yapılabileceği bilinirken bunlarla yetinmek çok saçma geliyor...

BOMBERGIRL

Tahmin başarısı : 5.593,23 SAΩ

09 Ekim 2013 11:09

Söylediklerinize genel olarak katılıyorum. İnanılmaz orijinlere sahip G1 koşabilecek tayları çok çabuk bir şekilde harcayıp handikap ve şartlı yarışlarda rezil ediyoruz. At yetiştirmenin, at hazırlamanın "a"sından anlamıyoruz bana kalırsa. Kağıt üstünde çok iyi olan atlar nedense sahada hiç bir varlık gösteremiyorlar. Bu sadece atların yüreksiz olmasıyla açıklanamaz. Kesinlikle yetiştiricilik, sahaya hazırlık ve saha içi idmanlarda çok büyük sıkıntılarımız var. Yoksa Danehill ile Eagle Eyed kıyaslaması 100 attan birinde olur belki. Bunların da hepsinin ülkemizde olma olasılığı sanırım biraz düşük kalıyor...