Emre DİVAR



Röportaj 10 Aralık 2012 00:17

Ertaç EZGİ İle Yarışçılığa Dair


Emre Divar ;
Biraz seni tanıyalım öncelikle, nerede ve kaç yılında doğdun?
Diğer erkek kardeşin Aytaç yolunu farklı çizdi sense baba mesleğini seçtin bunda en büyük etken neydi? Ne zaman karar verdin?

Ertaç Ezgi;
Bu iki soruya bir arada cevap vereyim.1988 yılında Kocaeli'de doğdum. Ama İstanbul'da büyüdüm. Detaya inmek gerekirse atçıların %50 si gibi bende Osmaniye'de büyüdüm.
Abim atlara çok düşkün bir insan, ancak belki aile yönlendirmesi belki de kendi isteği ile benden daha fazla okumaya yatkın büyüdü. Şu anda da özel sektör de çalışarak yaşamını sürdürüyor.
Bende ki fark atlara olan düşkünlükten ziyade mesleğe olan meraktır. Babamların söylediğine göre 7-8 yaşlarımda ( Bütün çocuklarda olduğu gibi bende bu sorularla büyüdüm ) ‘’büyüyünce ne olacaksın’’ diye sorulduğunda; ya futbolcu yada antrenör olacağım dermişim…
Demek istediğim bu mesleği seçmemde ki en büyük etken belki de çocukluğumdan beri babama ve mesleki yaşantısına olan hayranlığım ve tabi ki meslekteki başarısına olan özentim olabilir.
Futbol hayatım çok karışık atçılık ile alakalı bu kadar önemli konu varken bence onlardan bahsedip okuyan arkadaşlarımızın da gözünü yormaya gerek yok. Ama çok eğlenceli ve bana çok büyük tecrübeler kazandıran zamanlardı futbol oynadığım dönemler…

*****

Emre Divar;
Gelelim şimdiki yaşamına artık tamamen babandan ayrısın diye bilirmiyiz ?

Ertaç Ezgi;
Bu soruya babasının oğlu olarak değil Kemalettin Ezgi'nin yetiştirdiği biri olarak cevap versem daha doğru olur.
Sahada babam ve o tecrübeye sahip sayılı antrenör bulunuyor. En başta böyle birinin yanında yetiştiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum, bununla beraber bu baskıyı da fazlasıyla hissediyorum.
Allah uzun ömür versin babam var olduğu müddetçe benim ondan ayrılma gibi bir ihtimalim yok. Çünkü böyle değerlerin söylediği her kelime bizim için bir kazançtır. Dolayısı ile belki aynı ortamda çalışmayabiliriz ama o babamın gücünü ve bana kattıklarını her zaman arkamda hissedeceğim.
Şu ana gelirsek ben hala daha babamla bir ekip çalışması içerisindeyim ve babam artık benden bu kadar diyene kadar bu böyle sürecektir.

*****
Emre Divar;
Şu anda kaç at var ilgilendiğin?
Ertaç Ezgi;
Şu anda 5 tanesi bize ait olmakla birlikte 16 tane atımız var. Bunlardan 6 tanesi 1.5 yaşında ingiliz tayı.

*****

Emre Divar;
İçlerin de senin için farklı bir yere koyduğun isim varmı?

Ertaç Ezgi;
Şu anda ilgilendiğim atlar arasında farklı yere koyacağım 4 isim var. Aslında sen 1 tane isim istiyorsun ama her birinin yeri ayrı bende.
En başta Boğaziçi: Hayatta hiç tatmadığım sevinci, üzüntüyü, gururu ve buna benzer birçok duyguyu yaşatan bir at, benim için bir attan çok daha fazlası.
Seyisine yarış kazandığı zaman sarıltacak kadar ancak tımarı eksik yapıldığında da aynı seyisi kovduracak kadar anlatılmaz duyguları bana yaşatan bir at Boğaziçi.

Daha sonra So Happy'i söyleyebilrim : Açıkçası bu at babamdan ayrı at sahibi ile birebir muhattap olduğum ilk atım diyebiliriz. Bu ilk diyeceğimiz atla yaşadığımız olumsuz durumlar anlatılmayacak kadar uzun. Ancak ona rağmen koşmayı başarmamız benim için mesleki açıdan önemli bir tecrübe olmuştur. (Sırada bu huysuz kızımızla kazanmak kaldı o da yakın zamanda olacaktır umarım.)

Sonrasında Aybir : Bu sevimli (ortağımın tabiri ile fındık faresi) tay hayatımda ilk sahip olduğum at. Ne yalan söyleyeyim bütün atlara elimden gelen çabayı sarf ediyorum ama kazandığında en çok beni havalara uçuracak at sanırım Aybir'dir. İlk yarışında bana gelen olumlu geri dönüşlerde yaşadığım gurur bile unutamayacağım bir anıdır.
Son olarak Trojen Horse: Trojen Horse daha 4 aydır ilgilendiğim bir at. Bu atı diğerlerinden ayıran tek şey İzmir'de bizim ekibe yakışan, büyük bir eküriyi bırakarak yarım bıraktığımız büyük başarılara kısa zaman da ulaştıracağına sonsuz inancım olan bir at olması.

*****

Emre Divar;
Sence, seni diğer antrenörlerden farklı kılan bir özelliğin varmı?

Ertaç Ezgi;
En başta ben kendime antrenör oldum gözüyle bakan bir insan değilim. Dolayısı ile bu soruya o şekilde cevap vereceğim.
Benim en büyük avantajım ve farkım; Türkiye'nin en saygın ekürisi sayılan Kuyumciyan Ekürisi' nde sayın Arek Kuyumciyan'ın desteğini alarak işe başlamam, Kemalettin Ezgi gibi bir duayenin yanında iş öğrenmem ve birbirinden başarılı atlarla yoğrulmam. Tabi ki en önemlisi de sosyal hayatımı, ailemi, sevdiğimi ve sevdiklerimi (her ne kadar olumsuz bir özelliğim olsa da ) yeri geldiğinde ikinci planda bırakacak kadar işime bağlı olmam.

*****

Emre Divar;
Sence, atçılığımız zaman geçtikçe ileriye mi gidiyor yoksa geriye mi ?

Ertaç Ezgi;
Maalesef ülkemizde belli başlı başarılar elde edildikten sonra onun üstüne koyup daha ileriye gitmek yerine hep geriye gidiyoruz. Bunu sadece atçılığa yormamak lazım. Sanırım Türk insanının ben oldum delisi olmasıyla alakalı bir durum. En basiti dünya üçüncüsü olmuş milli takım şimdi şampiyonaya katıldı diye bayram yapılıyor. Uefa kupası kazanmış Galatasaray gruptan çıktı diye utanmasak sokağa döküleceğiz. Ufak şeylerle mutlu oluyoruz. Sence bu kadar ufak şeylerle mutlu olan başka bir millet var mıdır ? Buna halter ve atletizm gibi daha önce büyük başarılar kazanıp şuanda hiçbir varlık gösteremediğimiz branşları örnekleyebiliriz. Benim düşüncem en büyük sıkıntı camianın içindeki insanların geleceği düşünerek yaptırım yapmamasıdır. Zarar etmemek adına günü kurtarmak üzere adımlar atmasıdır.

Emre Divar;
Bunda antrenörlerin payı nedir ?

Ertaç Ezgi;
Antrenörlerin de payı var elbet. Aslında bu cümleler boyumdan büyük olacak, yanlış anlayabilecek ustalarımdan şimdiden özür diliyorum. Ülkemizde babasından, dayısından veya hocasından gördüğünün üstüne çıkarak araştırma yaparak atçılığa yenilik getiren kaç tane antrenör var acaba? Bunu yapanlar vardır belki, ben bilmiyorum, açıkçası ben şahit olmadım. Burada at sahibi büyüklerimizin de payı vardır. Adamın antrenörü yenilik yapma peşinde, yeni birşey deniyor sistem değiştiriyor. Bu tip değişiklikler sancılıdır ama bu sancıya dayanabilecek sabra sahip at sahibi sayısı bir elin parmağını geçmez. Adam yıl sonunda kazanca bakıyor. Düşükse eğer antrenör kovuluyor. Eeee.Bu durumda antrenöre de çok kızmamak lazım. O da kovulmamak adına günü kurtarmaya çalışıyor. Bu durum da istisna tabi.

*****

Emre Divar;
Atçılığımızın daha ileriye gitmesi için sence ne yapılmalı? Yanlış ve eksikler nerede yapılıyor ?

Ertaç Ezgi;
Atçılığın ilerlemesi için yapılacak en önemli şey bence atçılığı ileriye taşıyabilecek kapasitede atları ve kan hatlarını ülkemize getirmek, ayrıca bu kapasitedeki atları hazırlayıp koşabilecek antrenöreler, jokeyler ve seyisler yetiştirmektir.
Bu arada bir dipnot düşeyim: bu donanıma sahip antrenör ve jokey abilerimiz yok demiyorum. Zaten böyle birşey dersem çok büyük bir ukalalık etmiş olurum. Bizim antrenör ve jokeylerimiz yurt dışına açılsalar eminim çok başarılı olurlar. Bu sadece benim nacizene fikrimdir. Son olarak da Halis abinin, Selim abinin yurt dışında bindikleri yarışlarda diğer jokeylerin çoğundan çok daha başarılı olduklarını hep beraber izleyip gördük.

*****

Emre Divar;
Yarış sever belli başlı bir kaç isim dışında antrenörleri hiç tanımıyor, antrenörlermi geri planda kalıyor yoksa sosyal ve yazılı medyamı ilgi göstermiyor?

Ertaç Ezgi;
Bana göre bunun birden fazla sebebi var. Bunda ki en büyük sebeplerden birisi sahamızda yaygın bulunan imza antrenörlüğü sistemi. Ne yalan söyleyeyim her ne kadar yanlış olduğunu düşünsem de bizde bu sistemin bir parçasıyız. Bu ayrı bir konu. Soruya dönecek olursak, medyanın da gerekli tanıtımı yapmadığı bir gerçek. Ama bu işler arz ve talep olayıdır bence. Yarış sever jokeyi merak ediyor adamlarda jokeyler üzerine sistem kurmuşlar ve bu doğrultuda devam ediyorlar.
Her şeyden önce antrenör grup3 yarış kazanıyor kupa merasimine çıkmıyor. Bence bunu da söyledikten sonra daha fazla konuşmaya gerek yok.

*****

Emre Divar;
Yarış sever profilinin tam olarak değiştiğine bilinçlendiğine inanıyor musun?

Ertaç Ezgi;
Ben yarış sever profilinin tam olarak değiştiğine değil, yarısının bile değişip bilinçlendiğine inanmıyorum. Hala daha taksiye bindiğimizde, ganyan bayii ye girdiğimizde saçma sapan yarış kurma sorularıyla karşılaşıyoruz. At yarışlarına kumar gözüyle bakıldığı sürece ve at koşan kişiler biraz daha donanım seviyesi yüksek olan kişiler olmadığı müddetçe bu tarz söylemler, düşünceler hep var olacaktır. Bunun kaybolacağına olan inancım yok denecek kadar az. Sosyal hayatında statü sahibi insanlar sahada yok mu ? tabiki var ama onlarda %50'yi geçmez.

*****

Emre Divar;
Bugüne kadar senin için en özel olan at hangisiydi?

Ertaç Ezgi;
İki tane at var ki ölene kadar unutmayacağım.
Bunlardan birisi seninde tahmin edeceğin gibi Boğaziçi.
Diğeri ise GÜLENGÜL.
O atla alakalı yaşadığım şeyleri anlatmaya kalksam sayfalar yetmez. Sadece şunu söylersem bu atın bende ki değerini anlatmam için yeterli olur sanırım.
Ayağı çatladığında çocuk gibi seyisi ile sarılıp ağladığım, favori olup 5. olduğu yarıştan sonra ahırda talaşının üstünde ifadesizce en az yarım saat oturup insan gibi dertleştiğim ve eküriyi bırakırken en son sarılıp öperek vedalaşırken ahırı bıraktığım için değil, onu bıraktığım için geri adımlarla İzmir'e kadar döndüğüm mükemmel birşey Gülengül benim için.

*****

Emre Divar;
Sence bu sahada gözünü kapatıp atını emanet edebileceğiniz jokeyler kimler?

Ertaç Ezgi;
Sahada ki jokeylerimizin hepsi yarışlarda elinden geleni yapıyor bundan eminim. Ama kimi insanlarla daha uyumlu çalıştığımız bir gerçek. Bu güne kadar atlarıma bindirdiğim jokeyler arasında aklımda acaba ne yapar diye düşünmediğim 3 kişi var. Bunlar; Nurettin Şen, Halis Karataş ve Yalçın Akağaç.
Onun dışında tabi ki bu isimlerle aynı kefeye koymak imkansız ama en az 10 yarışta şans verdiğim ve bu yarışlardan sonra kızacak hiçbir hata yapmayan Hüseyin Şimşek ve Sinan Özen kardeşlerimin de hakkını yiyemem.

*****

Emre Divar;
Jokeyler sahada gerçekten sizin direktiflerinizi uyguluyor mu? İnsiyatif alıp kaybederse neler konuşuluyor yarış sonrası ?

Ertaç Ezgi;
İstisnai durumlar dışında direktif uygulamaya çalışıyorlar, bu bir gerçek. Ama yarış içerisinde özellikle kalabalık yarışlarda her şey konuşulduğu gibi olmuyor.Haliyle bu durumda da devreye jokeyin insiyatifi giriyor. Bu durumda insiyatif kullanmış jokeye haliyle diyecek birşeyimiz kalmıyor. Ama birde ters durumlar var ki ondan sonra olanları ne sen sor ne ben söyleyeyim zaten yarış öncesi eğer jokeyde ati tanıyorsa oda fikrini söyler, sende söylersin bir sıkıntı kalmaz. Bizde jokey konusunda süreklilik olduğu için biz bu sorunu minimum yaşayan ekiplerden biriyiz diyebilirim.

*****

Emre Divar;
Aslında çok büyük bir camia gibi görünmesine rağmen ben küçük bir camia olduğumuzu düşünüyorum, bir şekilde kırgınlıklar olsa da çabuk unutuluyor ve bir şekilde insanlar yine birlikte çalışabiliyorlar. Sizce de böylemi ? Kırgın olduğunuz kişiler varmı ? Yada bu sahada kırgınlığa yer varmı?

Ertaç Ezgi;
Kızmanda, kırılmakta, sevmekte, güvenmekte insani bir duygu. Dolayısı ile bizde bu duyguları yaşıyor ve kimi zamanlar yanlış kararlar verebiliyoruz.
Ben kendi adıma konuşayım gerçekten ileri boyutta kızdığım bir insanla bir daha iş konusunda bir araya gelmedim. Buna bir jokey örneği verebiliriz. Yakin zamanda bir atıma tamamen kendi kafasına göre, atın karakterinin tam tersi yarış binen bir arkadaşımız var.
Büyük konuşmayayım ama o arkadaşın hayatım boyunca benim atıma bir daha binme şansı yok. Bunu kendisine de söyledim. Ama bu arkadaşla bu olaydan sonra en az 3-4 defa oturup, yiyip içmişizdir.
Benim inandığım ve hep söylediğim bir şey var. Sen işini doğru ve dürüst bir şekilde yapıyorsan kimseden çekinmene yada kimseyi çekmene gerek yok. Kısmet insanın ayağına zaten geliyor. Dediğim gibi yeterki sen o gelenin kıymetini bil. Adam gibi doğru olan şeyleri yerine getir.

*****

Emre Divar;
Sahalara gelen atlarda sürekli sorun yaşanmasının temel sebepleri nelerdir ?

Ertaç Ezgi;
Yarış koşan yada bu doğrultuda hazırlık yapan bir atta sorun çıkması kadar doğal bir durum yok. Aşırı bir efor sarf ediyorlar sonuçta. Doğal olarak sürekli sakatlanma riski üst seviyede. Peki bizim bu durumda ne yapmamız lazım? bu riski minimuma indirecek önlemler almamız lazım.
Nedir bunlar? Mesela İzmir'de 7 sene aralıksız yarış yapma yerine en azından 2 yılda bir insafa gelerek, onlarında canlı olduğunu hatırlayıp sahaya kum eklemek yerine paraya kıyıp drenaj ve pist bakım çalışması yapmak.
Mesela sahayı yapan adam bile bu pist idman pisti değil sadece yarış pisti dediği halde o pisti doğasına aykırı kullanmamak,.
Mesela içinde taş vs. çıkan kum pistlerde yarış yapmak yerine adam akıllı kum pist yapmak alınacak başlıca önlemler olabilir.
Tabi bunu burada söylemek çok kolay eminim onlar da yapmak istiyordur !!! Ama yapılması için bazı şartların yerine gelmesini bekliyordur.
İşin antrenör kısmına gelince lokal yollarla ata ağrısını unutturmak yerine tedavi edip koşmayı deneseler bir çoğu, bunun daha da keyifli ve insani bir yaklaşım olduğunu anlayacaklardır.

*****

Emre Divar;
Sence antrenörlüğün ülkemizde neden hala hak ettiği yerde olmayışının nedeni nedir ?

Ertaç Ezgi;
Antrenörlük çok kötü bir meslek. Hangi yönüyle kötü. Ne hikmetse herkes çok iyi biliyor bu işi bir antrenörler bilmiyor. Futbol yorumcusu sallıyor tv de ben olsam şunu şöyle yapardım da bunu böyle yapardım. Bir bakıyorsun adamın geçmişine kocaman bir sıfır.
Hipodromlarda da böyle. Herkes biliyor, bildiğini zannediyor birde Allah yürü ya kulum deyip bir tane kuru yemle bile koşacak at verdimi al sana yeni bir antrenör daha çıktı.
Bu durumda gerçek değer olan üstadların çoğu da meslekten soğuyup elini ayağını çekince ortaya böyle bir tablo çıkıyor. Gerçek değerlerin çoğu zaten hak ettiği yerde ama emin olun bir o kadarı da küsüp gitti.
Birde bir mesleği ayakta tutan o mesleğe ait derneklerdir. Bu dernek kural koyar, meslektaşlarının hakkını korur, savunur. Jokey derneğini duymayanınız yoktur peki antrenör derneğinin varlığından haberi olan var mı? En azından ben size burada böyle bir derneğin varlığını söyleyeyim gerisi de size kalsın...

*****

Emre Divar;
Peki, pistlerimizi nasıl buluyorsun ?

Ertaç Ezgi;
Bunun aslında cevabını az çok verdim sayılır. Ben en başta Ankara pisti daha sonra İstanbul pistini ( eskiye nazaran daha kötü olduğu düşüncesindeyim ) çıkarttığımız zaman geri kalan bütün pistler atların sağlığı açısından son derece olumsuz diye düşünüyorum..

*****

Emre Divar;
Sence 2000’li yıllarda yaşadığımız başarıları neden şu sıralarda yaşayamıyoruz ?

Ertaç Ezgi;
Bunun da cevabını verdim aslında. Ama direk net bir soru olarak cevap vermem gerekirse, TJK' nın bu dönemini Osmanlı'nın gerileme dönemine benzetiyorum. Adamlar atlarla alakalı bir çok konuda çığır açmış biz adamların unuttuklarını yeni öğreniyoruz bu bir. İkincisi beni geçtim bütün ustalarında savunduğu gibi kan hattının düşük olması.
Bir kaç defa yurt dışı satışlarında bulunmuş bir veteriner abim anlattı. İngiltere'de satış esnasında satışı yapan kişi 2.,3. sınıf kısraklar, taylar çıktımı direk bizimkilere bakıyor, Üst sınıf pahallı kanlar geldiğinde direk bize sırtını dönüyormuş. Bu bire bir o abimin tabiridir. Bu yorumun üstüne de fazla birşey dememe gerek yok sanırım.

*****

Emre Divar;
Foal tayların %75 e koşması mantıklı mı ?

Ertaç Ezgi;
Ben bu kuralı sonuna kadar destekleyenlerdenim. Belki bir çok kişiye mantıksız gelebilir ama bu kuralı kaldırmak, Türk futbolundaki yabancı sınırını kaldırmaya benziyor. Nasıl ki ligimiz yabancı çöplüğü oldu ise atçılığımızda (ıre), (fr) vs. yazan performansı düşük atlarla dolu olacaktır.
Bu yasak olduğu halde gelenlerin hali ortadayken kaldırmamak bizim için en hayırlısı.

*****

Emre Divar;
Boğaziçi’ni bir kere sakat olduğunu bildiğiniz halde koştuğunuz doğrumu?

Ertac Ezgi;
Boğaziçi'nin sakat koşulduğunun iddia edildiği 2 tane yarış var. Bir tanesi, 2 sene evvel Ege derbisi öncesinde koştuğumuz yarıştı. Atın arka sol moletinde bir sıkıntı vardı ve 2 günlük istirahat + tedavi ile geçti ve o yarışı koşup 3. oldu. Bu yarıştan sonra sol arkadaki sıkıntı bir daha nüksetti. İlk müdahaleleri hep yarışı koşmak üzerine yaptık. Ama daha sonra babam ve veterinerimiz Haluk Oğuz atın bazı müdahalelerle koşup hatta kazanabileceğini ama uzun vade de sıkıntı yaratacağına karar verdiler ve at koşulmadı.
Bir diğeri de geçen seneki Ege Derbisi öncesiydi. O yarışta da atın kan değerlerinde bir sıkıntı vardı. Gerekli müdahaleler yapıldı. Deklare öncesi kanı yine alındı. Kendi ellerimle sabah İstanbul'a götürüp akşam sonuçları alıp geri döndüm. Değerler dört dörtlük değildi ama koşmamıza da engel bir durum yoktu. Biz de sonuç olarak koştuk ve 3. olduk. Sonrasında da çiftliğe gönderdik. İstirahat etmesi için. Hee derseniz ki Boğaziçi o yarış tam performansı ile koştu mu? Cevabı çok net hayır.

*****

Emre Divar;
Arap atları ve İngiliz atları. Hangisine bakmak daha kolay ve sen hangisini tercih edersin ?

Ertaç Ezgi;
Arap veya İngiliz farketmez. Bahsettiğimiz konu yarış atıysa ikisi de zor ikisi de riskli bence. Aynı hassasiyet ve ciddiyette bakım istiyorlar. Türkiye'de bu iş bu şekilde mi dersen cevabım : !!! olur… Sadece benim için farketmiyor ama İngiliz atlarına sempatim yok dersem yalan olur.

Emre Divar;
İlk defa at sahibi olan biri antrenörünü seçerken ne gibi kıstaslar belirlemelidir ?

Ertaç Ezgi;
At sahibi antrenör seçmeden önce ne aradığına emin olmalı. Kendi istediklerini hay hay deyip uygulayacak maşa arıyorsa kıstasın bir önemi yok. Ama eğer atlarını teslim edip belli hedefler doğrultusunda başarı sağlayacak birini arıyorsa o zaman işler değişir. Bence ilk önce kimsenin gazına gelmeden doğru tespit yapmalı. Antrenör kazanç tablosundan ziyade ahır disiplini, at bakımı, idman programı ile ilgili bilgi toplayıp en uygun kişiyi seçmeli. Çünkü bunlar doğru ise ve senin de atında potansiyel varsa geriye sadece atçılıkta kesinlikle varlığına inandığım şans faktörü kalıyor.

*****

Emre Divar;
At sahiplerinin en büyük kabuslarından biridir antrenörler. O kadar farklı hikayeler duyuyorum ki.. Örneğin yeniyseniz ve bu işi bilmiyorsanız antrenör başka at için lazım olan ilacı sizin atınıza lazım diye aldırıp diğer baktığı ata kullanıyor diye duyumlar var. Bunlar doğru mu ?

Ertaç Ezgi;
En başta genelleme yaparak sorduğun soruda düzeltme yapma gereği duyuyorum. İşini düzgün yapanın da adı antrenör, sahtekarlık yapanın da. Sorunun devamına gelirsek bu durumun var olmadığı tek bir sektör gösterebilir misin bana? Kendi şirketinden 18-19 futbolcu transfer edip süper lige çıkmış bir takımı borç batağına sürükleyen teknik direktörler olduğu gibi, futbolcuların bazı ihtiyaçlarını kendi karşılayan teknik direktörler de var. Şimdi teknik direktörlere de takımın kabusu diyebilir miyiz ? Tabiki hayır. Binlerce insanın çalıştığı bir sektörden bahsediyoruz. Her karakterde insan mevcut. Burada olay at sahibinde bitiyor. Doğru analizi yapsın, kabus yerine tatlı rüyalar görsün. Son olarak işe karışan, ödeme yapmayan kafasına göre kararlar alan at sahipleri de var. Ben sana at sahipleri bizim korkulu rüyamız desem bu kişilerin zıttı olan diğer kişilere ayıp olmaz mı ?

Emre Divar;
Antrenörlerin şikayetleri nelerdir ? Sosyal güvenceniz var mı? işvereniniz kim ?

Ertaç Ezgi;
Sahada sosyal güvencesi olan az sayıda antrenör var. Bırak güvenceyi maaş alamayan antrenörler var. Antrenör konusunda yazılı hiçbir kanun yok. Adamla masada anlaşıyorsun. Herşey ağızda iki tarafın insiyatifine kalıyor. Bence hipodromlarda sözleşme usulü çalışma yapılması lazım. Oturursun karşılıklı, tek tek maddelerini yazarsın, bir zaman koyarsın, 1yıl-2yıl neyse, böyle olursa adam iki yarış kaybetti mi kovulmayacağını bilir. İşini daha iyi ve atını benimseyerek yapar. Bu şimdi 1buçuklu tayı alacağım, eğiteceğim, yarış hazırlayacağım, tam kazanacağım zaman Ertaç kovuldun . Atımı x adama vereceğim derse ceketimi alıp minimum bir senelik emeğimin arkasından soğuk su içmekten başka yapacak birşeyim yok. Durum böyle olunca biz anca kaplumbağa hızında gelişiriz.

*****

Emre Divar;
İzmir'de sanırım aktifsin. Sürekli İzmir de mi olacaksın.?

Ertaç Ezgi;
4seneyi geçti. Yaz kış İzmir'deyim. Sadece geçtiğimiz yaz sezonu Kuyumciyan ekürisi ile Ankara'ya gittim. Orada sezonu tamamladım, İzmir'e döndüm. İzmir'in halkını havasını, denizini, herşeyini seviyorum. Sahadaki çevrem ve buradaki ekibim çok iyi, çok uyumlu. Şuanda bir müddet daha İzmir'de kalırım. Ama antrenör adamın ikametgah adresi yoktur. Yarın nereye gideceğimi ben de bilmiyorum son olarak söyle bir yorum daha getireyim bu soruya, İzmir Bank Asya ligi ise İstanbul Süper Lig bile değil Şampiyonlar Ligidir. Benim önce şampiyonlar ligine katılmayı hak etmem lazım. Bu durum gerçekleştiğinde düzgün bir kadro ile İstanbul'da bulunmayı tabiki istiyorum…

Emre Divar;
Hedefin ve gelecek planların neler?

Ertaç Ezgi;
Bu mesleğe başlarken Arek Beyin bir lafı vardı bana, ölene kadar unutmayacağım. Eğer 15-20 yıl sonra seni soranlara Kemalettin Ezgi'nin oğlu olarak tanıtacaksan kendini bu işe hiç girme, Kemalettin Ezgi için Ertaç Ezgi'nin babasıyım dedirteceksen hayırlı olsun, hoş geldin demişti. Babam da hep bu doğrultuda telkinlerde bulunur bana. Benim sürekli amacım 45 yılını bu sahaya adamış ,tırnaklarıyla kazıyarak isim yapmış,dürüstlüğüne ve işteki başarısına kimsenin laf edemeyeceği babaya yakışan bir evlat olarak bu sahada bulunmak , daha sonra ise ondan aldığım bayrağı var olduğu yerden en az bir o kadar yukarıya taşımaktır…

Emre Divar;
Çok güzel bir söyleşi oldu. Böyle güzel hazırlık yapıp bu güzel ortamı yarattığın için teşekkür ederim.

Ertaç Ezgi;
Yarış severlerden en büyük isteğim, oyuna kapılıp bu sporun temel direği olan atların ne kadar asil canlılar olduğunu görmezden gelmesinler. Bu gözle baktıkları zaman eminim bu işten daha büyük keyif alacaklardır…
Sevgi ve saygılarımla…


 

Yorumlar

İlgili içerik hakkında yorum girebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye girişi     Üye Ol

İlgili içerik için yorum bulunmamaktadır.