Yunus Emre AŞIK



Görüş 19 Ocak 2016 20:57

Photoshop’daki Yarış Heyecanı


Bir photoshop yaptık, gerçek bir yarış kadar heyecan yarattık diyebilirim. Demek ki bir çok kişinin böyle yarışlara bir özlemi varmış. Facebook, Twitter ve site üzerinden bir çok mail ve mesaj aldık, bir çoğuna fırsat buldukça dönmeye çalışsak da gelen sorular ve öneriler hemen hemen aynı olduğu için ben buradan toplu bir cevap verme gereği duydum.

Öncelikle, başta Yavuzhan olmak üzere, İzbatur, Dayıbey, Özgünhan ve benzeri isimler neden yok diye soruldu. Sonrasında sıralamanın yer değişmesini önerenler oldu. Yada sizce kim kazanırdı, yarış sonucu olarak mı bu şekilde düşünüyorsunuz soruları da azımsanacak gibi değildi.
Kişisel görüşlerini sunarak, Turbo kazanırdı, diğeri farklıydı, bir diğeri açık önde olmalıydı gibi yine alışıla gelmiş yarış sever yorumları da bir hayli fazlaydı.

Bu her dönemde olmuştur, Yavuzhan’cılar, Haberbatur’cular dan tutunda Turbo’cu ve Kafkaslı’cılara kadar.
Bu bölünme ve futbol taraftarı gibi fanatikleşerek yarış izlemek, kaybetse de yanında olmak; bunlar bizi bahis sever olmaktan uzaklaştırıp yarış sever yapan olgulardı.
Son yıllarda bu heyecan artık yaşanmaz ya da yaşanamaz oldu. Neden der iseniz artık eskisi gibi şampiyonlar yetişmiyor ve yarışlar da her jenerasyona uygun bir şampiyon var fakat farklı jenerasyonlar ile mücadeleler ve uzun vadede şampiyonluk tahtını kimselere bırakmayan şampiyonlar yok !
Aynı jenerasyon da ayıramayacağımız, belki de aman sakatlanırlar aman bir sorun olur diye bir arada koşmalarını dahi istemediğimiz şampiyonlar yok.
Kafkaslı dan sonra farklı jenerasyonlar da şampiyon isimlere mücadele edip başarı çizgisini devam ettiren isimler yok.
Ayabakan’a daha doyamamıştık, bir Turbo’yu erken haraya gönderdik, sonrasında Onurkaan ve şimdi uzun süre hiçbir sorun yaşamadan keyifle izlemeyi istediğimiz Cankardeşler.

Farklı jenerasyondan (yıllardan, dönemlerden) isimleri birbirleri ile kıyaslamak aslında pek huyum değildir. Ama bu kıyaslama gerek dönemsel rakipler, gerek yarış kariyeri kazandığı kupalar, gerek geçtiği önemli isimler, gerekse bitiriş dereceleri ya da rekorlar ile kıyaslamalar yapılarak bir sonuç elde etmek çoğunluğun yaptığı ilk işlerin başında gelir.

Bende sizden gelenler doğrultusunda kendi görüşlerimi belirtip aynı zaman da ulaşan soru ve önerilere toplu bir cevap vermek istedim.
En baştan belirteyim, söyleyeceklerim sadece bir yarış sever gözü ile kendi düşüncelerimdir. Kimsenin atını beğenmemek, eleştirmek, bir diğeri ile kıyaslarken küçümsemek öncelikle haddim değildir.
Ve her şampiyonun yeri biz de özeldir. Bu özellikle öne çıkan sitemizde de bu şampiyonlar unutulmamak üzere zamanla yerlerini alacaktır.

Öncelikle olmayan isimler konusundan başlamak istiyorum.
Bu sadece 1772 x 1072 pixel ebatlarında tek kare bir resim. İçine sığdırmayı bırakalım saymaya kalksak yazamayacağımız kadar farklı isimler çıkacaktır. En öne çıkanları alsak zamanı çok geriye sardığımız da yine bu sayı bir fotoğraf karesine sığmayacak kadar fazladır.
Son 10 yıla baktığımız da 4 isim sayacak olsak eminim ki karşımıza bu 4’lü gelecektir. Ve yine bu periyotta en büyük iz bırakanlar Kafkaslı, Turbo, Ayabakan ve Cankardeşler olacaktır. Bu 4 isme yer vermemizin nedeni budur.

Resimde ki sıralamaya gelince yarış sonucu mantığı gütmeden sadece en uygun yerleştirmeyi ararken denk gelen bir dizilimdi. Bir arada olsalardı sonuç bu şekilde olurdu demek istemedik. Zaten sonuçlar pist mesafe ve o anki şartlara göre farklılık gösterecektir. Ve bu pek çok seferde farklı neticeye gebedir.

Kim kazanırdı ? görüşüme gelince. Bu hiçbir zaman kanıtlanayamacak ve tartışmaya açık bir teori olsa da.
Yarış performansı, rakiplerine olan hakimiyeti yanı sıra, derece olarak bitiriş derecesinin benim için neredeyse hiç ehemmiyeti yoktur (çünkü atlar saate göre değil rakibe göre koşar) fakat yarış temposu ve bu tempo ile çıkaracağı neticeler kendisi dışında rakiplerinin kaderini belirleyecek donelerdir.
Tüm bu görünenler ile Turbo, belki de son 25 yıl içinde izleyebildiğimiz en önemli isimdir. Gergedana benzeyen General’i geçtiği gün ki yarışın son 800m’si 0.48,97 bitmiştir ki, bu görüntü de geride kalan rakipler kim olursa olsun yapabileceği en iyi netice ikinciliktir.
Bu konuda fazla sözü uzatmayalım ama benim netice tercihim 40 kere koşsalar 40 kez de Turbo olacaktır.
(ki bunu bir Turbo fanı olmadığımı belirterek duygusal yorumlamadığımı söylemek isterim.)

Şimdi belki biraz duygusal ama bunun da ötesinde her türlü belge netice ve done ile cevaplayabileceğim soru Yavuzhandır. Ne hiç birinin kariyeri, ne performansı nede geçtiği rakipler o jenerasyon ile ve asla Yavuzhan ile kıyas götürebilecek düzeyde değildir.
Şampiyonlar ligi gibi geçen yarışlarda Gr.1 atlarının ilk 6’ya giremediği neticeler bilirim. Son dönemlerdeki gibi KV atları ile Gr.1 yarışlar koşulmazdı o yıllarda. Konu kolay kazanmaksa yarışlarının %70’in de tutmaktan boynu kopan Yavuzhan dan daha kolay kazananını görmedim.
Konu, yarış performansı derece ise, günümüz fenomanlerinden kat ve kat önde olup 8 yaşında bile şampiyonluk tahtını bırakmayan bir efsanedir. Belki de kumun en iyi atları arasında sayabileceğimiz 4 yaşındaki bir Ağakaraca’ya 8 yaşında yarış dersi vermiştir.
Foto da Yavuzhan da olsaydı diyen arkadaşlar için Yavuzhan oraya birkaç beden büyük gelir bu nedenle oraya Caş’ın fotosu bile kâfidir.
Benim için; Yavuzhan kategori dışıdır, kıyas kabul etmez. Bu konu tartışmaya açık değildir. At yarışları her zaman YAVUZHAN ve diğerleridir.

Herkesin gönlündeki aslan bizim için kıymetlidir. Her şampiyonun yeri de özeldir. Ayrıca Sn. Muharrem Can’a da bizlere böyle bir şampiyonu izleme fırsatı verdiği için teşekkür etmek gerekir.
Tüm atlarımızın ayaklarının düz bastığı, kazasız belasız nice keyifli yarışlar izlemek dileği ile hoşça kalın.
Sürç-i Lisan etttiysek affola.


 

Yorumlar

İlgili içerik hakkında yorum girebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye girişi     Üye Ol

İlgili içerik için yorum bulunmamaktadır.