Yunus Emre AŞIK



Görüş 09 Eylül 2013 12:14

Doğan Görünümlü, Şahin !


Enternasyonel koşulara dair birkaç görüşümü paylaşmak istedim. Geçtiğimiz yıl yine gün ile ilgili birkaç satır karalarken, kısa diye başlasak da uzun uzuna bir nostalji yapmıştık Uluslar Arası koşular üzerine.
Bu gün günümüzdeyim.
İstanbul koşusu ile başlayan ilk yarışı Beatrice kazandı, 3’lü bir tay olması nedeni ile biraz göz ardı edilse de diğer rakiplerin den daha erken sınıf koşularda yer almıştı.
1,05 koşan Arsaadi için, 15 koşudur yarış kazanamadığını söylemiştik, kazanamadığı koşu sayısını 16’ya yükseltti. Kariyerinde sadece Handicap/Listed düzeyi plaseler olan ve bir Maiden birinciliği bulunan bir ismin 1,05 koşması ne acıdır. G3 Galibiyeti bulunan Lady Jacamira hayal kırıklığı olurken, sonuç yinede beklenilen seviyede idi.
Kısmen süratli giden koşuda Willpower’ın bahise girmesini başarı olarak değerlendirebiliriz. Geriye kalanlarda zaten umut yoktu.

IFAHR koşusu normal sonuçtu, pisti tanıyan Gharra’a için kolay bir yarış oldu. Yine yarış severlerin dile getirdiği birkaç söyleme, (görüntüsü, eşgali ırkı ile alakalı) şunu ilave edebilirim ki, geçtiğimiz yıllardaki katılımcılar (ki çok eskiye gitmiyorum) arasında sıradan bir attı. Bu pistler Al Dahma’ları, Al Anood, Dahess’leri gördü yakın geçmişte General’i izledik. Gharra’a sıradan bir attı, etkisiz rakipler karşısında kolay kazandı. Yerli katılım’ın neden bu denli düştüğünü merak ediyorum, bir iki iyi atımız bu koşuda olsa sonuç değişebilirdi.

Anadolu koşusunda tek bir katılımcı vardı (Azeri atı hariç) 6 ya karşı 1 koşacağı bir yarıştı belki de. Gerilerde bekleyen bir isim olması nedeni ile de bir tempo umudu vardı koşu üzerinde.
Şimdi benim anlamadığım nokta, Walks In Dark’ın amacı neydi ?
Kayba koşmak mı ? Ekürisi olmadığı halde birine fedailik mi ? (ki koşudaki sürat Danadana dışında kimsenin işine gelmezdi) 200/12 ile başladığı tempolar ile mesafeyi 1200mü sandı ?
Bunlardan hiç biri değilse amaç neydi ?
Günlerdir gündemdeki tek konu olan Enternasyonel koşular ve bunun bir milli mücadele gibi lanse edilmesi, ki Avrupa karşısında ki aciz görüntümüz de işin farklı boyutu, festival düzenleyip her sene 6 da 0 çekmemiz.
Yurt dışına gönderilen dövizler, artı yurt dışına giden prestij kaybı.
Neyse, koşudaki tempo bu şekilde olmasa sonuç değişirmiydi ? hiç sanmıyorum…
Ne olursa olsun bizimkiler bu atı geçemezmiş, Hunters Light’ın performansını koşarken koşunun son 400’ü geçtiğimiz seneden daha iyi oldu.
Ama yinede 2dk’lık seyir zevkimizi ilk 800 de kaybetmiş olduk, sonucun belli olduğu yerde bir ‘’acaba’’ ya yer yoktu. (Burada konu başlığı ile ilgili bir noktaya değinmek istiyordum fakat sona bırakacağım.)

Boğaziçi koşusunda Lost In The Moment, 27 startlık yarış hayatı boyunca kazandığı ikramiyeye yakın bir miktar kazandı. Öyle gösterişli bir yarış olduğuna bakmayalım, iyi katılımcıların yer aldığı bir koşu olmasına rağmen yarış hayatı boyunca 1 maiden 4 handicap kazanan birkaç G3 plasesi olan bir isim, uçarak geldi ve kazandı.
Ambivalent ve Nymphea öndeki tempoda birbirlerini erken yordular.
Taliphan’ın 4.lüğü ile David Livingston’u geride bırakması bütün her şeye bedeldi. (kendimce nedenini açıklayacağım) Kazanan’ın 22 salise gerisindeki Taliphan için bence müthiş bir performanstı, 3 yaşında olmasına rağmen yabancı rakipler karşısında ezilmedi. Gerçi yabancı demişken, oda içimizdeki İrlanda’lı.

Malazgirt koşusu Enternasyonel den ziyade artık klasiklerimizden biri olan bir koşudur. Adına eklenen yeni ismimden hiç haz etmediğimi söyleyebilirim.
‘’Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanlığı Malazgirt’’ bu nedir ya ? Malazgirt ile bitiştirilmesindeki saçmalık mı, koşunun adının değiştirilmesindeki saçmalık mı ? Hangi birini söyleyeyim, bir taşta iki kuş vurmak mı ?
Neyse, Malazgirt koşularının tadı kaçtı, No Problem Al Maury den 3 gömlek sınıf isimler gelip kazanıp gittiler, o isimlere rağmen rakiplerimiz vardı, 8-9 at koşar yerli katılım fazla olurdu, kazansak da kaybetsek de koşunun bir heyecanı bir değeri vardı.
Yine yerli katılımın olmadığı sıradan bir yarış izledik, bence yine sıradan bir isme kolay kaybettik. 40 bin Euro kazancı olan bir at geldi, 65 bini aldı gitti. Dediğim gibi biz bu pistte General’i de gördük, bunlar kötünün iyisi.

Topkapı Koşusunda ki katılımcılarda da öyle aman aman sınıf atlar yoktu, o nedenle beklenti içinde bulunduğumuz koşulardan biriydi, Chil The Kite içerden çıkmakta 15-20m oyalanınca Producer’a kaybetti. White Ram çok iyi durumda, hayatının yarışını koştu, 6 salise fark ile kazanan kadar iyiydi. Astorya baya sınıf atlamış, Fast eski günlerini aratıyor, Dutyfree zaten kayıp.

Öncelik ile başa sarıp Taliphan’ın David Livingston’u tabela dışında bırakmasına gelelim. Livingston’un antrenörü M.Kock, yabancı sitelerden birinde yaptığı bir açıklamada ‘’İngiltere de kazanabileceğimiz bir G3 koşu daha vardı ama şimdi ceplerimizi doldurma zamanı o yüzden Türkiye’ye gidiyoruz’’ diyerek küçümser edalarda bir yorumda bulunmuş. Yurt dışına giden haberler, elde edilen sonuçlar, misafir gelen Handicap ve Listed düzeyi atların dövizleri alıp gitmesi. Kötü reklam, kötü izlenim.
Başlığa geldiğimizde ise az önceki pragraftan devam edeyim. Yine yurt dışı sitelerde ülkemizdeki koşulara ait kard’lar yayınlanırken üzerinde, Örneğin; Boğaziçi Thophy (Local G2) diyor.
Anestezi örneği ile açıklayayım, Genel anestezi dışında operasyon olacak bölgeye özel Local Anestesi uygulanır, bölgesel.
Buradan sanırım şöyle bir sonuç çıkıyor, Bölgesel G2.
Yani diyorlar ki,
-Hani aslında G2 değil de, o bölgede G2 diyorlar.
-Bölgeye özel G2, Malatya Kayısı, Amasya Elması gibi.
-G2 görünümlü Listed koşu.
Buradaki geyik böyle uzar gider, ‘’Doğan görünümlü, Şahin’’ gibi…
Aslında kendi içinde Şahin de, biz Doğanmışcasına davranıyoruz, hissettirmiyoruz üzülüyo !

Daha iddialı ve başarılı olacağımız Enternasyonel programlarda birlikte olabilmek dileği ile
Selamlar, sevgiler…


 

Yorumlar

İlgili içerik hakkında yorum girebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye girişi     Üye Ol

Yunus Emre Aşık

10 Eylül 2013 23:11

Söyledikleriniz, artı üzerine eklenecekler vs daha çok şey var, yapılması gereken ama bunun için ne zemin var, nede zihin.. Bu arada çıkmayan msj buraya yazdığınız bir msj mı yoksa ? mail olarakmı. Sistem tarafından kontrol edilen msjlarda bazen direk yayına vermiyor, kontrole bırakıyor. Fakat bekleyen bir msj göremedim, sanırım anlık bir sorun yaşandı, yada net ile ilgili bir sıkıntı olabiir, emin değilm.

RİVA.35

10 Eylül 2013 20:58

İngilizlerde dünya ile iyi entegre olamadığımızı, kendi içimizde dostlar alışverişte görsün misali alan memnun-satan memnun diyerek avunduğumuzu düşünüyorum.Araplar mı? Onu hiç sormayın. Güzelim Kuruş,Akbatur,H.Zaman,Saffet, soylarını 5.sınıf kısraklar ve uyumsuz eşleşmelerle dumura uğratıp hiç ettik. Nede olsa açık arttırmalarda birileri girip trilyonları verip alıyorlar ya yeter.Şahsen günümüzdeki Ağakaraca,Pirkaraca,Atak,Aras, vs.gibi asla 1.sınıf şampiyon damgası yememiş aygırlarla yeni bir Turbo ve Kafkaslıya denkgelmek lotodan 6 yı yakalamaktan daha yakın değil.Bu gidişlerde 6-0 da olur, 8-0 da... Teşekkürler.Sağlıcakla kalın...

RİVA.35

10 Eylül 2013 20:50

Bir dönem ingilizlerde Karamehmet,Cela.,.tman,Kura,Clark ekürileri, araplarda ise Ayık ve Turhan ekürileri her sezona en az 2-3 adet 1.sınıf tay piyasaya sürerlerdi.Ve kimse kuusura bakmasın ama o insanlar bu işi zevk ve damarlarına kadar heyecan duyarak yapan önünde ceket iliklenecek insanlardı.Şimdi? Çünkü günümüzde birçokşey gibi atçılık da maalesef ayağa düşüyor.Bu saydığım ekürilerin birçoğu halen trilyonlar harcayarak faaliyetteler.Yeni kuşakları ilede olsa.Ama ben hiçbirisinin yıllardır Gazi adayı tek tay çıkarabildiklerini hatırlamıyorum.O halde bu ekürilerin başındaki menejer, kahya vs. her kimde onlarda da hata yokmu ?

RİVA.35

10 Eylül 2013 20:32

Çünkü bazı şeyleri sadece yapmış olmak için yapıyoruz.Bilimsel ve olması gerektiği gibi değil.Saha dışına yani tribünlere bakarsak profillerimiz o kadar farklıki.Bir defa onlar için yarışçılık bir zevk, hobi ve yaşam tarzı, rekabet iken, bizde bir kesim nemalanıyor, karşı kesim ise elindekini avucundakini, çoluk çocuğunun rızkını bu işe döküyor.Yani kumar ve umut dünyası penceresinden bakıyor.Tabiiki istisnalar olsada genel tablo maalesef bu.Bu işe spor diyenlere dün de katılmadım, bu gün de katılmıyorum.Spor sa tek sorum var.Atyarışlarının üzerinden müşterek bahisi kaldırın bakalım hipodrumlarda kaç kişi kalır? Madem ki zevk.

RİVA.35

10 Eylül 2013 20:28

sn.Yunus Emre Aşık, Enternasyonel yarışlara yaptığım yorumları bu yazınızı okumadan yapmıştım.Okuduktan sonra da farkettim ki yarışçılığımızın konumu noktasında aynı düşünceleri paylaşıyoruz.35 yıldır atyarışlarını takip eden, bir dönem yarış yazarlığı ve spikerlik yapmış birisi olarak şu anda işlerin çok içerisinde olmasamda huy çıkar-can çıkmaz misali yinede elimden geldiğince takip ediyorum. Bu anlamda izninizle fikirlerimi paylaşmak isterim., Görünen o ki Dünya yarışçılığı ile aramızdaki fark ne performans olarak, nede olaya bakış açımız açısından asla kapanmadı ve bu gidişlede kapanması zor gibi.

RİVA.35

10 Eylül 2013 20:22

Konu ile ilgili size bir mesaj atmıştım ama teknik bir nedenle çıkmadı sanırım?