Yunus Emre AŞIK



Makale / Yorum 01 Ağustos 2013 18:58

Koşunun Tek Renkli Tarafı Selim’di


Al birini vur ötekine diye başlamak istiyorum aslında, 1 hafta öncesindeki 4 atın katıldığı G1 Beyoğlu koşusu sonrasında, G1 Karadeniz koşusu tam tuz biber oldu.
Beyoğlu koşusunda, Çakal Carlos’un kolay birinciliğini eleştirirken, koşunun da hiçbir hali ile G1 seviyesinde olmadığından şikayet ediyorduk. Çakal Carlos jenerasyon’un en iyi isimlerinden biri, fakat rakipsiz olduğu koşu kalite açısından KV düzeyi bile değildi.

Bir hafta oldu, üzerine birde G1 Karadeniz koşusu eklendi.
Koşuya en önemli başarısı Şart4 ila Şart5 olan, Hand.17 de 52kg ile start alan isimler katıldı. Koşuyu Willpower, lehine gelişen gidişat nedeni ile kazandı. Kimse pist felan demesin, koşunun son 800/ü 0.46 içinde koşuldu.
Arap tempoları ile başlayan bir koşuydu ve sadece son 600m’si yarış oldu. 400/28,1 - 600/41,0 - 800/53,3 şeklinde gelişen geçişler 2000m de olsa öndeki kazandı deriz, 1600m için vasat değil, vasatın da altında bir koşu oldu.

Kimsenin atını beğenmemek, yada küçümsemek gibi bir niyetim kesinlikle yok, zaten haddime de değil.
Fakat Hand.13 den, KV’ye ordan Grup dağılımına olmak üzere bir sınıflandırma varsa, koşan her safkanında bir kategorisi var. Yine eskiden diyeceğim, eskiden yıl içinde yarış kazanamayan isimler için Hand.13 koşular olurdu, daha güçlü rakipler arasında tutunamayan safkanlar, yıl boyunca şartların dolması ve handikap puanlama sistemi ile seviyesini belli eden isimlerin bir üst grupta koşmasının sağlanması ile geriye kalan gücü nispetinde başarılı isimler bir araya gelirdi. Her ata bir şekilde kazanma imkanı verilirdi.

İşleyiş günümüzde nispeten aynı, bu aralar her ata uygun bir grup koşu düzenleniyor. Şart 4 den G1’e, Hand.15 den A2’ye yükselen isimler var. Saçma bir ikramiye dağılımı var.
Senede göze gelen birkaç başarılı isim, biraz da ikramiyeler ile 1400 den 2000m’ye, ordan 1600’e sonrasında 2400’e dönen takvimler ile start alıyor, İstanbul, İzmir, Ankara turne yapıyor. 1’er hafta aralıklar ile piste iniyor.

Burada ki sorun at sahiplerinin/ilgililerinin önüne gelen koşuyu seçmesi, değil. G1 atı gidip G3 koşuyor, KV ve altı seviyedeki isimler, yine tabela ikramiyeleri için G1 de koşuyor.
Burara ki sorun tamamen sistem ile ilgili.

Hemen daha dünden bir Avrupa örneği verelim. Sussex Stakes’i Toronado kazandı, koşu ikramiyesi 170 bin Euro idi. Geçtiğimiz sene 13 bin Euro’luk listed yarış, 34 bin Euroluk G3 kazandığını görüyoruz.
G3 ile G1 arasındaki ikramiye farkı, neredeyse 6 katı. Benzeri daha çok örnekler var, 25-30 binlik G3 koşular, 100-120 bin civarı G1’ler arada yine nerden baksanız 5 kat fark var.

Bize geldiğimizde (yılın klasiklerini kenara alalım) 240 bin ikramiyeli Karadeniz koşusu, yada Beyoğlu koşusu, aynı gün benzeri yakın tarihlerde A3 yada G3 koşular ve 110 – 120 bin ikramiye.
Neredeyse G1’in yarısı kadar. Hal böyleyken G1 seviyesindeki bir at, yine cezp edici bir ikramiyesi olan G3 koşuda bir hafta 10 gün sonra start alabiliyor. Dolayısı ile grubun üzerindeki sınıf isim, G3 seviyesindeki rakiplerini ezmiş oluyor. (Handikap örneklerindeki gibi)
Tabi bunun bir diğer boyutu var, takvimler farklı günlere denk geliyor, herkes kendine bir grup seçiyor, az sayıda atın katıldığı büyük ikramiyeli koşularda, Handikap ve KV düzeyi isimler, en kötü ihtimal tabela umudu ile start alıyor, ve sonuç olarak ortaya seyir zevki olmayan böyle vasat koşular çıkıyor.

Bu ayrımın Avrupai düzeyde yapılabilmesi lazım, yarış takvimlerinin mantıklı bir şekilde düzenlenmesi, G1 koşuları o seviyede koşmak için, Klasiklerimiz gibi diğerlerinden ayırmak gerekli.
G1 yerine G3 koşu düzenlenir, gerekirse ikramiye bir tık aşağıya çekilir, G3 seviyedeki isimlerin sahipleri de hem kazanabilecekleri koşu alternatifine sahip olurken, aynı zamanda G1 atlarıda böyle koşuları tercihlemezler. Bu şekilde daha dengi mücadeleler oluşur, KV ve G3 seviyesindeki isimlere 50m fark yapan bir isim pek sık çıkmaz.
G1 koşuları ise, atları üzmeyecek bir takvimde daha yüksek ikramiyeler ile yapılır, böylelikle 80 bin liralık G3 mü ? yoksa 400 bin liralık G1 mi ? tercihinde sınıf isimler, gücünün gerektirdikleri koşularda start alır.
Böylelikle G1 koşularda, o seviyenin en azından birkaç tane güçlü atı bir araya gelir, ayrıca – nasıl olsa ciddi rakip yok, bir şekilde tabela yaparız diye KV atları da, ciddi rakipler nedeni ile G1 koşuları tercih etmez.
Hem gerçekten sınıf dediğimiz isimler sık koşmamış olur, aralıklar dan doğacak ticari kayıp da, at sahibinin maduriyeti de artan ikramiye ile kapatılır.
G3 koşular da dengi rakipler içinde dengi isimler arasında koşulur, artırılan koşular ile de kimse madur olmamış olur. Böylelikle ne G1 atı dediğimiz bir isim çıkıp G3 de paralı galop yapar, ne de üst grupta sıradan bir isim tesadüfen G1 galibi olur.

Sevgili Emre ile bir konuşmamızda, Beyoğlu G1, Karadeniz G1, Sait Akson G3.. Hadi be ordan.. demişti.
Sizce haksız mı ?

Esenboğa koşusu olarak koşulan ve erkeklerin Gazi öncesi hazırlıklarından biri olan koşu, 1970 yılında Sait Akson’un vefatı üzerine, onu anma vesilesi ile Sait Akson koşusu olarak değiştirildi, 40 senedir hepimizin yıl içerisinde sonucunu merak ile beklediği artık bir klasik olmuş koşulardan biridir.

Ben bir Karadeniz koşusunu (hiç iyi) hatırlamayacağım, çoğu Sait Akson’un sonucunu ezbere sayarım.

Koşuya gelince vasat bir yarıştı, yine kendi çapımızda eğlendik. Olumlu bakmak için bir takım bahaneler ürettim, FREE TRADE’in de hatrı bir yere kadar. Baba Victory Gallop’un bir tane daha G1 kazanan yavrusu oldu.

Bitirmeden önce bizdeki G1 vehametine farklı bir pencereden bakalım. Şu anda pistlerimizde ki (pistlerimizden geçmiş) en önemli mil atlarından biri, kısa ve orta mesafe diyelim hatta, Invincible Son’dur.
Bunun tartışmaya açılır yanı yok, son 4 yılda ki EN’lerden biri.
Inv.Son (Orpen (usa)) yavrusu. Açalım en bilindik yurt dışı sitelerden birini Orpen’ı aygır olarak sorgulayalım. Sonra G1 kazanan yavrularına bir göz atalım, INVINCIBLE SON yok. !
Erkek Tay Deneme, Anafartalar, FSM, Haliç ve Başbakanlık olmak üzere 5 tane G1 kazandı oysa ki !

Kazanan yavruları içinde Inv.Son’u bulduğumuzda; (aynen kopyalıyorum)

INVINCIBLE SON (IRE) (Exit To Nowhere (USA): Anafartalar Stakes, Veliefendi, L., Burhan Karamehmet, Veliefendi, L., Fatih Sultan Mehmet, Veliefendi, L., Halic Stakes, Veliefendi, L., Prime Ministry Cup Basbakanlik Stakes, Veliefendi, L., Vehbi Koc (twice), Veliefendi, L., bilyoner.com Erkek Tay Deneme (2000 Gns), Veliefendi, L., second in Fikret Yuzatli, Veliefendi, L., Vehbi Koc, Veliefendi, L., Yavuz Sultan Selim, Veliefendi, L., third in Yavuz Sultan Selim, Veliefendi, L.).

Yukarıda ki listeyi veriyor, (koşu adı/Hipodrom/seviye) sonlardaki ; L. İbaresi Listed koşu demek, bize göre Kısa Vade. Bizim en iyi atlarımızdan birinin kazandığı, en ciddi mücadeleler bile, listed seviyesinde görülmekte.
Biz halen, Karadeniz G1 koşalım…

Yeniden koşuya dönüyorum, başlığımızda olduğu gibi koşunun tek renkli tarafı Selim idi. Yarış’ın hemen bitiminde, tayı ile ekürisinin yanına gelerek elini uzatarak Gökhan’ı tebrik etti.
Bence koşuya dair en değerli kare idi.

Saygılarımla…


 

Yorumlar

İlgili içerik hakkında yorum girebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye girişi     Üye Ol

Alcatraz

Tahmin başarısı : 113,18 SAΩ

01 Ağustos 2013 19:52

eline diline sağlık gerçekten, bizim avrupa seviyesine gelme şansımız hayal den önteye gitmezde, en azından yakınından geçmeye çalışsak.

Mirhat

Tahmin başarısı : 1.673,31 SAΩ

01 Ağustos 2013 19:35

Kusursuz bir yazı olmuş, enternasyonel koşulara az kaldı, ozaman görürüz biz grup 1 leri :))