Yunus Emre AŞIK



Görüş 24 Aralık 2012 23:55

Vermeyince Mabud, Neylesin Sultan Mahmut


At yarışlarında şansa ne kadar yer verirsiniz ? Yada hayatınızda ?
At yarışları, takip, çalışma, bilgi birikim, tecrübe ve beraberinde bizlere sunulan doneler üzerine kurulu bir şans oyunudur.
Kim ne derse desin, gelecek atı bir çok kez bulsak da onu kağıda dökmek, doğru tercihi yapmak biraz da şans işi değilmidir ?
Bana kalırsa yüzdenin büyük kısmını şans oluşturmaktadır, zaten anlatırken de tam yazıyordum, son anda çıkardım vs.. Nasip kısmet diyerekten kendimizi teselli ederiz.

Şimdi sizlerle paylaşacağım hikayede başımıza gelenlerle pek bir örtüşüyor..
Uzunca göründüğüne bakmayın, çok seveceksiniz... Kaldı ki biz aramızda lakap yapmaya başladık bile :))
Şansınız hiç tıkanmasın...


''TIKANDI BABA''
Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip (tebdil-i kıyafet) şehri dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Birinden herkes bir şeyler istiyor.

-Tıkandı Baba, çay getir!..

-Tıkandı Baba, kahve getir!..

...

Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Adamın yanına gitmiş sormuş;

– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?

– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba.

– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.

Tıkandı Baba da peki deyip başlamış anlatmaya;

Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de bolca akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. "Benimki de onlarınki kadar aksın" diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve oluk içinde kaldı akan su damlamaya başladı.

Bu sefer içimden "Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın" dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve:
"Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık", dedi.
O gün bu gün adım "Tıkandı Baba"ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şans bir türlü gülmedi. Kısmetsizlik peşimi bırakmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.

Tıkandı Baba'nın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş, ona kısmetini değiştirmek üzere bir yardım yapmaya karar vermiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına:

"Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz" demiş.

Sultan Mahmut'un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba'ya baklavaları vermişler. Tıkandı Baba baklavayı almış, bakmış baklava nefis.

– "Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken bir pazar yerinin önünde geçiyor, bakmış baklava onun için fazla lüks "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya.

Taze baklava, güzel baklava !

Bu esnada oradan geçen bir adam baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ufak tefek ihtiyaçlarını karşılamış...

Müşteri baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim, diğer dilim derken bir bakmış ki her dilimin altında altın var. Ertesi akşam adam acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Babanın baklavalarına yine talip olmuş, tabi baba baklavayı satıp evin ihtiyaçlarını karşılamak için yine tepsiyi satmış.

Ertesi gün yine müşteri hiçbir şey olmamış gibi: "Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım" demiş. Tıkandı Baba da "Peki" demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı Baba'ya her akşam baklavalar gelmiş ve adam da her akşam Tıkandı Baba’dan baklavaları satın almış.

Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut:
"Bizim Tıkandı Baba'ya bir bakalım" deyip Tıkandı Baba'nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın perişan.
Sultan:

– "Tıkandı Baba sana baklavalar gelmedi mi?" demiş.

Baba biraz mahçup,

– Geldi sultanım!

– Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?

– Efendim yemek yerine, satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olasınız, duacınızım.

Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.

"Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, buda sana nasip değilmiş hadi benimle gel" deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.

"Bakalım kısmetin ne kadar baba şuradan küreği al küreği ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir" demiş.
Tıkandı Baba küreği almış, hazineyi görünce şaşkın, bir heyecan bir telaş ne yapacağını bilememiş, eli ayağı karışmış o heyecanla küreği ters tuttuğunu fark etmemiş bile, tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış.. Bir tane altın küreğin ucunda, düştü düşecek.

Sultan;

"Baba senin buradan da nasibin yok. demiş..

Şimdi sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar" demiş ve ardından askerlerden birini çağırmış.

"Alın bu adamı Üsküdar’ın en güzel yerine götürün söyleyin bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa, bulunduğu yer ile o mesafe arasını ona verin" demiş.

Padişahın adamları 'peki' deyip adamı alıp Üsküdar’a götürmüşler.

-Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler.

Baba, "niçin?" demiş.

Askerler:

"Hele sen bir beğen bakalım" demişler. Baba bakmış, şu yamuk, bu küçük, şu kırık derken kocaman bir kayayı beğenip göstermiş, işte bu diye...

"Ne olacak şimdi" demiş.

"Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı" demiş.

Adam taşı havaya kaldırmış zar zor, taş çok ağır.. Tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş... Adamcağız oracıkta yığılıp kalmış... Askerler bu durumu Padişah’a haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş:

VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT !.......

Şansınız talihiniz hep açık olsun...


 

Yorumlar

İlgili içerik hakkında yorum girebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye girişi     Üye Ol

LYRA

Tahmin başarısı : 4.803,21 SAΩ

06 Şubat 2015 17:18

Çok keyifli bir yazıydı yunus bey, çok teşekkürler.

Kazbek

Tahmin başarısı : 2.934,23 SAΩ

02 Mayıs 2014 18:57

Puhahah :) hakkaten baba tıkanmış :D

Yunus Emre Aşık

04 Mart 2014 20:14

Ben yarış izlerim, kim geç kalmış kim önde durmuş kim gelip yetişememiş, kim erken yürümüş, önde kimler harp görmüş, yada geride bekleyen nasıl yer tutmuş. Yarış izleyerek burdan elde edeceğiniz bir kaç done, sonuçlar hakkında çok daha iyi fikirler verecektir. Ayrıca kıyaslamalarda gruplar önemli, atları statülendiremiyorsak, koştuğu koşu şartlarından yola çıkarak sınıfını belirleyebiliriz. Onun üzerine pist jokey idman vs gibi aklınıza gelen her done ile bir harman yapıp, ee birazda cesaretli ve cazibe oyun kurmak daha etkili olacaktır, tabi şans faktörüde ciddi bir etken, en azından tercihler ve oyun kurmak açısından. Bolşanslar...

Yunus Emre Aşık

04 Mart 2014 20:11

Bir başka yarış tam tesi süratli geçer öncekiler durur, geriden gelen biri kazanır, birileri dökülenleri toplar, tabeladaki yerler değişr, iyi derece çıkar, fakat her iyi derece yapan bir diğerini geçecek diye bir kural yok, bir sonraki yarışta önde dağılanlardan birine uygun şartlarda bir yarış olur, o geriden gelip hepsini geçen derece yapan spirinter umduğunu bulamaz, önceki yarış dökülüp tabela görmeyen biri çıkar kazanır. Kısacası netice önce atın ideal mesafesi (ki her 100m bile çok çok önemli) ikincisi tempo ve stili rakipler, yarışlar aynı zamanda bir taktik savaşıdır, bir atın varlığı bir diğerini olumlu yada olumsuz etkileyebilir.

Yunus Emre Aşık

04 Mart 2014 20:08

yarış derecelerine gelirsek, bitiriş dercesinin de sonuca en ufak bir etkisi olmayacağını söyleyebilirim. 1200m gibi sürat yarışları dışında bitiriş derecesi tempoya göre değişiklik gösterir. Yarış süratli gider 1400/1,23 koşarlar, bir başka yarış ağır tempo gider 1400/1,25 koşarlar ikisi arasındaki kıyas yanıltır. mesafe 1600 ün üzerine çıktığında bu daha da tutarsızlaşır. 2000m bir yarışta önce bir at kaçar tempo düşük gider, son 800de hızlanır, limitler bellidir öndeki durmayınca arkadaki ne yaparsa yapsın o fark kapanmaz, 2000m yarış 800m gibi koşulur önceki kazanır fakat derece çıkmaz. ++++

Yunus Emre Aşık

04 Mart 2014 20:05

Galop ve yarış derecesi olarak irdelersek %100 hata yapıyorsunuz diyebilirm. Galoplar çoğunlukla antrenörün istediği şekilde yapılır, her iyi derece iyi sonuç vermez, kimisi de git 10000/1,02 yap gel der, jokey gider 1,02 yapar gelir. Önemli olan düzenli olarak idmandamı ne sıklıkla antreman görüyor, birde derece gerçekleştirirken atın durumu, rahatmı iterekmi gidiyor, kendi temposunda iyi bir derecemi çıkartmış bunlar önemli, bunun dışında galop ve galop derecelerinin benim gözümde pek bir hükmü yok, ki kendini kanıtlamış atlar için bu daha ileri boyutta, tay yarışlarında fikir almak için galoplar incelenebilir.

fb1907

Tahmin başarısı : 10.030,45 SAΩ

04 Mart 2014 00:50

slm yunus bey size bir sorum olacak siz altılı dersi çalışırken nelere dikkat ediyonuz en önemli faktör nedir beni çalışmalarım genellikle galop ve yarış derecesi yoksa biz hata mı yapıyoruz sizin bilgilerinize ihtiyacımız var saygılar

Yunus Emre Aşık

20 Mayıs 2013 23:25

Teşekkür ederim. Saygılarımla... İletişim için site mail adresini kullanabilirsiniz, iletisim@sampiyonatlar.com

YILDIZ RÜZGAR

Tahmin başarısı : 373,19 SAΩ

17 Mayıs 2013 23:06

yunus emre aşık ,sizi tebrik ederim ,beğenerek takip ediyorum sizi sizinle nasıl iletişime geçebilirim

Yunus Emre Aşık

21 Nisan 2013 00:54

Sorun bizden kaynaklı değildi, ilk etapda nedenini tespit edemedik, Hosting şirketine bir saldırı olmuş, sağlayıcıda yaşanan sıkıntı nedeni ile erişim sorunu bizede yansıdı, site yada teknik olarak bir müdalale yapamadık zaten, bir kaç yazışma ile sorun öğrenildi, mecburen bekledik. Bu arada msj'ı yeni gördüm, her hangi bir soru olursa site maili üzerinden ulaşırsanız, daha erken cvp alabilirsiniz. Saygılarımla.

kulahh

16 Nisan 2013 19:51

sitedeki sorun nedir mahrum bıraktınız

gamzetuna

28 Mart 2013 12:41

çok güzelll vallaha cöok beğendim..:)

Frankel

25 Aralık 2012 01:34

Bu bedevi den de betermiş :D :D